kosova Prizren

Kosova – Prizren’de neler yaptık

Makedonya tatilimizin 2. gününde pistte hızla kayarken arkadan gelen “Nasıl gidiyor?” sorusu bizim Kosova’ya gitmemizi sağladı. Orada tanıştığımız her gün kaydığımız Prizrenli grupla vedalaşma vaktimiz geldiğinde “Prizren’e de bekleriz” dediler ve bizi uğurladılar.

Makedonya’ya giderken yakın ülkeleri ziyaret etmek aklımızdaydı ama duruma göre bakarız demiştik, açıkçası haritaya bile bakmamıştık. Tamamen spontan gelişen bir plan olmasına rağmen bize çok uyguna geldi.

Bir önceki günden otobüs saatlerini araştırıp otogara gittik. Biletleri direkt aldık ve hiç sorun yaşamadan yola çıktık. Bilet fiyatları gibi işinize yarayacak bilgiler için bu yazımızı okuyabilirsiniz.

3.5 saat sonra otobüsten indik. Tüm sokakları kaplayan Arnavut taşlı yokuştan çarşıya çıktık. Taş köprüden kafelerin bulunduğu yere geçtik. Sıcak çay içme umuduyla kendimizi bir kafeye attık. Arkadaşlarımızla biraz hasret giderip çay içtikten sonra elimizi çabuk tutarak etrafı keşfetmek üzere Arnavut kaldırımlara geri döndük.

Her tarafı üzerinde isimler yazan kilitlerle dolu aşk köprüsünden geçtik ve Prizren Kalesi’ne çıkmak üzere kestirme yol olan yokuşun başına gittik. Buzlu yokuştan çıkmamız imkansızdı. Yılmadık, denedik amma velakin sonuç hüsrandı. Biz de müze gezme kararı aldık.

Prizren Arnavut Birliği Müzesine gittik fakat kapalıydı. Kapanış saati bir hayli erken belli ki. Tam hatırlamamakla birlikte gittiğimizde saat 16 civarındaydı. Vazgeçmedik, kilise gezelim dedik. Papaz çıktığı için güvenlik bizi içeri almadı. Sonra İstanbul’dan geldiğimizi öğrenince ilginç gelmiş olmalıyız ki, bizimle uzun bir sohbete girişti ve binaya olmasa da bahçeye girmemize izin verdi. Bahçesinde dışarıdan inceledik. Gayet güzel bir yapı. Masonlara karşı dikkat etmemizi öğütleyerek uğurladı bizi.

Tabi bizim aklımız hala kaledeydi. Biz de “Neden uzun yoldan gitmiyoruz?” gibi zekice bir fikir koyduk ortaya ve hemen yola koyulduk. Arkadaşlarımızın 15 dakikalık yol dediği karlı ormanın içindeki patikadan kaleye ulaştığımızda gün batımına yetişmiştik. Zaman kavramına sahip olmayan arkadaşlarımıza bir kez daha teşekkür ederek anlatmaya devam edelim. Eşsiz şehir manzarasını gün batımında görmek muhteşemdi. Bizden başka kaleye tırmanan yoktu. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadık bile ve kaçınılmaz son oldu. Zifiri karanlığa kaldık. Ormanın içinde tek bir ışık bile yoktu. Soğuk, karanlık ormanda bir başımıza kaldık. Şansımıza bulutsuz bir geceydi. Devasa boyutta görünen Süper Ay ve milyonlarca yıldızın aydınlattığı, normalde koşarak ve ağlayarak ışık hızında inilecek yolu uzun uzun, bu muhteşem görüntüyü seyrederek, şarkılar mırıldanarak,yer yer durup gökyüzüne bakarak tamamladık. Belki de saatler sürdü fakat hiçbir şey anlamadık. Adeta zaman durmuştu.

Arabaya bindiğimizde karnımızın acıktığını fark ettik. Arkadaşlarımız bizi Villa Park isimli bir restorana götürdü. Biz menü bekledik fakat arkadaşlarımız “biz hallettik” dedi ve beklemeye koyulduk. Hallettik dedikleri şey oraya özgü yemekleri tatmamız adına tüm menüyü ortaya karışık yaptırmakmış. Bu da tansiyonumuzu oynattı, ufak bir kalp krizi geçirmemize sebep oldu. Fakat yemekler fazlasıyla uygun fiyatlıydı. Menüde bulunan en pahalı yiyecek 7,80 Euro idi. Restoran, servis, yemekler muhteşemdi.

Otobüsü kaçırmamak adına hızla tıka basa yedik ve tekrar yola koyulduk. Otogara gitmeden önce ışık hızıyla, koştur koştur çarşının ortasındaki çeşmeden su içmeye gittik. Bir inanışa göre çeşmeden bir kez su içen Prizren’e geri dönüyor. İkinci kez gittiğinde su içen ise Prizren’den biri ile evleniyor. Evlenmek isteyenlere duyrulur.

Biz de tekrar gelmek uğruna son dakikada çeşmeden su içip aynı hızla otogara gittik. Artık kalbimizin temizliği mi, çeşmenin büyüsü mü bilmiyoruz ama bir de ne görelim. Ne bir otobüs, ne bir bekleyen, ne bir görevli, ne de bir ışık var. Meğer Prizren-Üsküp otobüsü sadece sabah 5:30 ve 9:00’da varmış. Biz de o 9:00’ı 21:00 algılamışız. Günübirlik gezimiz 2 güne yükselmiş oldu. Moral bozmayıp çözüm üretmeye çalıştık. Çözümümüz de sabahlamak, sabah otobüse binip Üsküp’e dönmek. İstanbul’dan iki saat geride olduğumuz için bünyemiz alışmamış saat en geç 22:00’da uykumuz geliyor. Bir de diyoruz ki “Sabahlarız”…

Buna başta inandık. Dafina Bowling’e gittik. Bowling oynadık, yetmedi bilardo oynadık. 4 kişi bilardo ve bowlinge toplam 4 Euro ödedik. Bayağı da eğlendik. Saat iyice geç olup yapacaklarımız tükenince arabaya atladık manzaraya karşı durduk, müzik açtık ve harika manzara eşliğinde sohbet ettik, şarkılar söyledik. Ta ki uyuklamaya başlayana kadar.

Gece 2 gibi başladık otel aramaya. Kış günü çoğu otel kapalıydı. Açık bulduğumuz birine girdik. Geceliği kişi başı 10 Euro idi. Arkadaşlarımız evlerine döndü biz de odamıza yerleştik. Oldukça güzel bir odaydı. Yattığımız gibi de uyumuşuz. Sabah uyanıp arkadaşlarımızla tekrar buluştuk. Birlikte otogara gittik. Vedalaşmanın ardından otobüsümüze binerek Prizren’e ve muhteşem dostluklara veda ettik.

prizren kalesi
Yazı oluşturuldu 32

Kosova – Prizren’de neler yaptık” üzerine 2 görüş

Bir Cevap Yazın

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön