gerilim filmleri

İzlemeniz Gereken 10 Gerilim Filmi

Dünyayı ele geçiren ölümcül bir virüs varken, virüs yüzünden işsiz kalmışken, mezun olup olamayacağımı düşünürken, mezun olup iş derdine düşmüşken yeterince gerilmiyormuş gibi gittim bir de kendimi gerilim filmlerine, korku filmlerine verdim. Çünkü ne demiş atalarımız? “Çivi çiviyi söker.”

Bird Box:

Josh Malerman’ın romanından uyarlanan bu film gerçekten izlediğim en kaliteli gerilim filmlerinden biriydi. Sandra Bullock başrolde. Kısaca özetlersem eğer doğaüstü bir varlık var. Artık bu şeytan mı, ruh mu bilmiyorum. Baktığın zaman bedenini, zihnini ele geçiriyor. Zombie gibi bir şey oluyorsun ve sonra ölüyorsun. O zaman tek bir şansın var. Ne bu? Tabii ki bakmamak. Sadece bakmamak işe yaramıyor bir de kaçman gerekiyor. Duyu organlarından birini kullanmadan hareket etmek bile zorken Malorie iki çocuk ile kaçmaya ve kurtulmaya çalışıyor. Anlatınca hiç etkili olmadı farkındayım ama gerçekten çok güzel. Kötü anlatımıma aldanmadan izleyin, izlettirin.

The Boy – Lanetli Çocuk:

Beni en çok şaşırtan filmlerden biri de bu oldu. Öyle can sıkıntısından Annabelle yan çarı diye düşünerek açtım bu filmi ama şok üstüne şok geçirdim. Amerikalı bir kadın İngiltere’ye bir malikanedeki 8 yaşındaki bir çocuğa bakıcılık yapmaya gidiyor. Ancak çocuğu gördüğünde bunun bir çocuk değil büyük bir porselen bebek olduğunu, ona gerçek çocuk muamelesi yapıldığını fark ediyor. Devamını anlatmayacağım fakat hepinizin şok olacağına eminim. Beklenmeyen yerden vuruyor.

The Boy 2 – Lanetli Çocuk 2:

Serinin devamı. Ama insanlar değişiyor. Birinciyi izlemişken buna da devam edin derim ama birinciden sonra şaşırtmak yerine biraz daha klişeleşmeye başlıyor diyebilirim.

Room – Gizli Dünya:

Bunda ruhlar, zombiler, oyuncak bebekler yok. Dram filmi zannedip açtığım ve gerginlikten tırnak yediğim bir film oldu. İnsanın ruhunu sıkıyor resmen. Sürükleyici, bunaltmıyor. Yine kesinlikle izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum. 17 yaşındaki bir kız kaçırılıp küçük bir odaya koyuluyor. Hiç kimse haber alamıyor. Yıllarca orada tecavüze uğruyor. Doğuruyor ve 5 yaşında bir oğlu var. Peki yıllar sonra bu odadan kaçabilecek mi? Oynat bakalım. Tamam sondaki espri artık baydı farkındayım.

The Nun – Dehşetin Yüzü:

Yine muhteşem bir isim çevirisiyle karşınızdayız. Korku Seansı’nın Rahibe Valak’ı ile tanışacağınız film. İzlemek için de çok uğraştım. Sitelerde açılmadı, netflix’te de yok ama uğraştığıma değdi. Puanlarına aldırmadan izleyin derim. Jump Scare’den ibaret değil. Diğer filmler gibi ıssız yerdeki evde küçük çocuklarla da geçmiyor. Bu yüzden ekstra beğendim.

Veronica:

veronica

Bir İspanyol filmi. 90’larda bir grup liseli kızın ruh çağırmasıyla olaylar başlıyor ve birine musallat oluyor ruh. Yaşanmış bir hikayeymiş ve kapanmayan bir polis dosyasından alınmış. Bunu duyunca insan biraz geriliyor. İzlerken beni pek etkilemedi açıkçası ama kuzenim gece uyuyamayıp yanımda yattı. Yani korkma olasılığınız var. Şuan gece 3 ve yazıyı yazarken arkamı kontrol etme ihtiyacı hissettim. Beni de etkilemiş olabilir biraz.

Under The Shadow – Korkunun gölgesi:

korkunun-golgesi

Film Tahran’da, Şehirler Savaşı sırasında yani 1980’li yıllarda geçiyor. Ödüllerini gördüğümde, sözlükleri ve internet yorumlarını okuduğumda “kesinlikle izlemeliyim” dedim. Keşke demeseydim. 1 saat 24 dakikam boşa gitti. Üstüne bi de karakterlerin salaklıkları yüzünden o 1 saat 24 dakikada yaşlandım. Kırışıklık sahibi filan oldum saçlarım beyazladı. Burada da küçük kıza musallat olan bir cin söz konusu. İzledikten sonraki yorumlarınızı bekliyorum. Bunu lütfen önyargısız izleyip yorumlara yazın.

Eli:

eli

Eli isimli nadir görülen bir hastalığı olan çocuk filmin baş karakteri. Bir türlü tedavi olamıyor ancak son çare olarak Eli’yi ıssız bir yerde kliniğe yatırıp çeşitli deneyler uyguluyorlar. Filmde gerilim, ruh, şeytan ne ararsam buldum. İnternet yorumları berbattı. Başka film aramaktan yorulup izledim. Böylelikle bir kez daha yorumlara güvenmemem gerektiğini anlamış oldum. Sonunda da şaşırttı. Biraz değişik bağlamışlar. Yorumlara güvenmeyin diyerek bana güvenmenizi bekliyorum. Bu da garip.

Don’t Breathe – Nefesini tut:

nefesini-tut

Ruhlar, cinler olmayan bol gerilimli bir film de eklemiş oldum listeye. Kör bir gazinin evine giren üç hırsızın kaçma çabası anlatılıyor. Çünkü gözleri görmeyen adamın geri kalan duyuları oldukça gelişmiş. İzlerken bayağı gerildim ve gerçekten yoruldum.

Güzelliğin Portresi:

guzelligin-portresi

Kapanışı bizden bir korku filmiyle yapmak istedim. Kadro efsane. Burçin Terzioğlu, Birkan Sokullu, Melisa Şenolsun, Feridun Düzağaç ve Serkan Keskin desem yeterli olur bence. 2019 yapımı bir film. Türk korku filmlerinin bence fazlasıyla üstünde. Ayrıca konuyu bağlama şekilleri de şaşırttı. El-cin, Siccin gibi bir şey beklerken (yani inançlar üzerinden korkutulmayı) tamamen farklı bir şey çıktı. Nisan isimli karakterimiz yıllar önce köşkten, babasının yanından ayrılıyor. Babasının ölümü üzerine köşe geri geliyor. Tabii bu sırada ölüm araştırmaları yapılıyor. Herkese önerdiğim, yolda gördüğüm insanı bile çevirip “Güzelliğin Portresi’ni izle” dediğim bir film. Yönetmeni ben olsam bu kadar reklamını yapmazdım.

Ben korku, gerilim ne bulursam izlemeye devam ediyorum. Güzel film buldukça güncelleme yaparım. İzledikten sonraki yorumlarınızı bekliyorum. Ah bir de öneriniz varsa onları da yazarsanız sevinirim. Çünkü hem sözlüklere, ödüllere güvenim kalmadı hem de “Hayatımdan 2 saat kaybettim” demekten yoruldum. İyi seyirler.

Yazı oluşturuldu 15

İzlemeniz Gereken 10 Gerilim Filmi” için bir görüş

Bir Cevap Yazın

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: