mutlu olmak

Hayata Pembe Gözlükler Ardından Bakmanın sırları

Mutlu olmak… Hayatta hepimizin ortak amacı değil mi bu? En azından bizim amacımız kesinlikle bu.

Şimdi size mutlu olmak için basit yöntemler sıralayacağım. Şunu yapın bunu yapın diyeceğim ama bunu çok bilmişlik olarak algılamayın lütfen. Bunlar aynı zamanda kendime yazmış olduğum notlar. Çoğunlukla mutlu yaşıyor olsam da arada tükenmişlik sendromuna girdiğim oluyor çünkü. Maddeler halinde yazmaya başlıyorum.

Söylenmeyi bırakın.

Söylenerek bütün negatifliği üstünüze çekiyorsunuz. Hem çevrenizdeki insanlara rahatsızlık veriyor hem de kendinizi düşürüyorsunuz. “Yağmur yağıyor of ya ıslandım” demek yerine “Ne kadar güzel yağmur yağıyor” demek çok zor değil. Şunu unutmayın ki bakmaya zaman ayırırsanız en çirkin yer bile güzeldir.

Kendinize yüklenmeyin.

Bunu çok yakın bir zamanda fark ettik. Kendimizi o kadar çok eleştiriyorduk ki bu da bizi sürekli çekingenliğe ve korkaklığa sürüklüyordu. Sürekli kendimizde mükemmelliği aradığımız için adımlar atamıyorduk. Halbuki “mükemmellik” kavramı değişken değil mi? Bizim kusur gördüğümüz şeyler başkalarına muhteşem gelemez mi? Belki de o takıldığımız minicik şey başka kimsenin gözüne batmayacak.

Bu yüklenme işini açabiliriz. Mesela kalabalık bir ortamda bir konuda yanlış bir şey söylediniz. Bir eleştiri aldınız veyahut birileri size güldü. Bunu kafaya takar mısınız? Utanır mısınız? Gece yattığınızda yada duşta aklınıza bu olay gelir mi? Daha sonrasında çekingenliğe sebep olur mu? Bütün bu soruların cevabı kocaman bir “EVET” ise yanlış taraftan bakıyorsunuz demektir. Bir de bunları yapan kişi o ortamdaki başka bir insanmış gibi düşünün. Kalabalık bir ortamdasınız. Biri bir konuda yanlış bir şey söyledi. Bu size komik geldi ve güldünüz. Sonra? Sonrası yok değil mi? Sürekli aklınızda bu olay mı var? “HAHAH yanlış söyledi ya” diyerek mi yatıyorsunuz gece? Sanıyorum ki bunun cevabı “Hayır” Neyden bahsetmek istediğimi anladığınızı umarak diğer maddeye geçiyorum.

Yeni şeyler denemekten kaçınmayın.

En basit şekilde düşünecek olursak birçoğunuz yeni tatlar denemekten bile kaçınıyor. Doğru muyum? Peki neden? En kötü ihtimalle tadını beğenmez ve bırakırsınız. Mesela arkadaşlarınızla gece eğlenmeye gitmeyi mi seviyorsunuz? Bunu defalarca yaptıktan sonra sadece orada o an kısa süreli mutluluk yaşıyorsunuz. Bunun devamlılığı olmuyor. İlk gittiğiniz zamanlardaki o heves kalmıyor. Ama atıyorum yükseklikten biraz korksanız da ilk kez paraşütle atladınız. Bu gerçekten birkaç duyguyu aynı anda yaşatıyor ve sonrasında defalarca konuşuluyor aradan yıllar geçse bile.

Önceliklerinizi belirleyin.

Atıyorum ben gezmekten ve adrenalinden zevk alıyorum. Buna göre planlar yapıp buna göre zamanımı ve tabii ki paramı buna göre ayarlıyorum.Mesela zaten her şeyimi karşılayan cep telefonumun bir üst modelini almak yerine dalışa gidiyorum. Siz de “of ne güzel yaşıyorsun” diyerek izliyorsunuz.

Dayatmalara çok takılmayın.

Genelde ego gibi gözükse de başkalarına hayatınıza karışma hakkı vermeyin. Bu yanlış gibi algılansa da çok genel şeyler dışında herkesin kendi doğruları ve yanlışları vardır. Sürekli olarak “okul bitmedi mi? İş bulamadın mı? Maaşın nasıl? Ev alsaydın bi. Evlilik yok mu? Çocuk yok mu?” sorularıyla boğuşmak zorunda değilsiniz. Karşınızdaki kişi evlenmiş, çocuk yapmış ve dünyalar onun mu olmuş? Sorun ona “Peki ya sen ne yaptın? Ev aldığın için dertsiz misin? Çocuğun var diye harika mı hissediyorsun?”

Bazı insanları hayatınızdan çıkartın.

Sizi aşağı çeken insanları hayatınızdan uzaklaştırın yada siz uzaklaşın. Bu insan en yakın arkadaşınız olabilir, sevgiliniz olabilir, eşiniz olabilir. Katlanmak zorunda değilsiniz hiçbirine. Vicdan da yapmanıza gerek yok. Siz hiç kötü şeyler yaşamadınız mı? Siz bir şeyleri atlatabiliyorsanız emin olun aynı şeyi karşınızdaki kişi de yapabilir.

İzlemeyin yapın.

En basit örnekle açıklayacağım. Sahilde bisiklet kiralıyoruz. Saati 4 lira mıdır nedir artık. Çantamıza da da termosta çay koyuyoruz mola verip kumlarda oturup çay içiyoruz. Herkes “hayat sana güzel” gibi yorumlarda bulunuyor. Ee bunu yapmakta bir şey yok ki. İş çıkışı bile yapabilirsiniz ama öncelikler farklı.

Elbette hayatınızda olumsuzluklar olacaktır. Bir ara o kadar çok talihsizlik yaşadık ki bu bile bize komik gelmeye başladı. Sürekli olarak “Ahahahah bu da mı bizim başımıza geldi ya” diyerek bu talihsizlikler zinciriyle dalga geçmeye başladık. Üzülmelerimiz git gide yok oldu. Tabii ki her şeye pembe gözlükler ardından bakmak mümkün değil ama basit şeyler için de kendinizi üzmenin, sıkmanın hiçbir anlamı yok. Önceden üzüldüğünüz bir şeyi aklınıza getirin. O zamanlar bu size katlanılmaz, asla geçmeyecekmiş gibi geliyordu değil mi? Peki ya şimdi? Belki unutmadınız ama ilk zamanki gibi acı vermiyor.

Ne demiş ünlü düşünürümüz Candan Erçetin

En derin yaralar kapanıyorsa

En büyük acılar unutuluyorsa

Neden korkulur hayatta?

Herkese mutlu günler. Diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı oluşturuldu 15

Bir Cevap Yazın

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön